31 Aralık 2015 Perşembe

2015'te Neler İzledim?

2014'te izlediklerimin postunu yıl başında yapmıştım, yıl sonunda da 2015'te neler izlediğimin listesini yaptım. Her yıl olduğu gibi bu yıl yine çok sevdiğim ve canım sıkıldıkça izlediğim Twilight ve Eternal Sunshine of the Spotless Mind yine listede elbette. :)
Kırmızı kalpcikler benim film hakkındaki görüşüm, parantez içindeki puanlar ise imdb puanları oluyor. Bir de vizyon tarihinin yanında * (yıldız) işareti olanlar var. Onlar ise filmin asıl çıkış tarihi olup, Türkiye'deki vizyon tarihi 2015 olanlar. 2015 vizyon tarihli filmlerin hepsini sinemada izleme şansım oldu. Şimdi şöyle bir baktım da beyazperde de 32 film izlemişim bu yıl. Ne kadar sosyalim değil mi? :))


Twilight / New Moon (Alacakaranlık / Yeni Ay) '2009 ♥ (4,6)
Aashiqui 2 '2013 ♥ (7,0)
Whiplash '2014♥ (8,5)
Eternal Sunshine of the Spotless Mind (Sil Baştan) '2004 ♥ (8,4)
Bana Masal Anlatma '2015 ♥ (8,0)
Still Alice (Unutma Beni) '2014* ♥ (7,5)
Aşk Sana Benzer '2015 ♥ (3,7)
Penguins of Madagascar (Madagaskar Penguenleri) '2014* ♥ (6,7)
Sen Aydınlatırsın Geceyi '2013 ♥ (8,1)
8 Saniye '2015 (6,9)
Bir Varmış Bir Yokmuş '2015 ♥ (5,5)
Children of Heaven (Cennetin Çocukları) '1997 ♥ (8,5)
The Color of Paradise (Cennetin Rengi) '1999 ♥ (8,2)
Tala va Mes (Altın ve Bakır) '2011 ♥ (7,5)
The Theory of Everything (Her Şeyin Teorisi) '2014* ♥ (7,7)
Rurouni Kenshin '2014 ♥ (7,7)
Fast and Furious 7 (Hızlı ve Öfkeli 7) '2015 ♥ (7,3)
Death Note: L Change the World '2008  ♥ (6,3)
Divergent (Uyumsuz) '2014 ♥ (6,8)
Insurgent (Kuralsız) '2015 ♥ (6,3)
Çarşı Pazar '2015 (5,3)
Inception (Başlangıç) '2010 ♥ (8,8)
Camp X-Ray '2014 ♥ (7,0)
Mad Max: Fury Road '2015 ♥ (8,2)
Who Am I? (Ben Kimim?) '2014* ♥ (7,6)
Frankenweenie '2012 ♥ (7,0)
Age of Adaline (Ölümsüz Aşk) '2015 ♥ (7,2)
Spy (Ajan) '2015 ♥ (7,1)
My Name is Khan '2010 ♥ (7,9)
Zaman Makinesi 1973 '2014  ♥ (6,5)
The Longest Ride (Seninle Bir Ömür) '2015 ♥ (7,1)
Southpaw (Son Şans) '2015 ♥ (7,5)
Jian Yu (Katiller Devri) '2010 ♥ (6,9)
Deliha '2014 ♥ (4,7)
Fantastic Four (Fantastik Dörtlü) '2015 ♥ (4,3)
The Maze Runner (Labirent: Ölümcül Kaçış) '2014 ♥ (6,8)
Maze Runner: The Scorch Trials (Labirent: Alev Deneyleri) '2015 ♥ (6,5)
Sevimli Tehlikeli '2015 ♥ (6,4)
Yok Artık '2015 (4,4)
Mucize '2015 ♥ (7,5)
Avatar '2009 ♥ (7,9)
Kara Bela '2015 ♥ (7,6)
Kocan Kadar Konuş '2015  (6,5)
Outcast (Sürgün) '2014 ♥ (4,6)
Ali Baba ve 7 Cüceler '2015 (7,0)
Kosmos '2010 ♥ (7,3)
Düğün Dernek 2: Sünnet '2015 ♥ (7,3)
Uzaklarda Arama '2015 (5,7)
Macbeth '2015 ♥ (7,4)
Delibal '2015 ♥ (7,0)

Ben aslında 59 film izledim sanıyordum, ancak 3 tanesi Kore yapımı olan film zannetiklerim aslında birer bölümlük diziymiş. Onu da bugün farkettim. O yüzden 2015 yılında 56 film izlemiş oluyorum. :)) Geçen yıl bu rakam 53'tü. İlerleme kaydetmişim. :P Aslında bu yıl izlemek isteyip de izleyemediğim çok fazla film var ama 2016'da izleyeceğim inşallah. :)

İzlediğim Kore dizileri de vardı. Çok nadir de olsa, güzel bir şeyler bulunca izliyorum. 
Onlar da şöyle:

Kill Me Heal Me '2015 
She Was Pretty '2015 
Secret Love: Have you Ever Had Coffee With an Angel '2014  
Secret Love: The Thirteenth Buchet List '2014 
Secret Love: Missing You '2014 
The Time We Were Not in Love '2015 (son 2 bölüm izlemedim)
Oh My Ghost '2015 (yarım bıraktım)
Healer '2014 (yarım bıraktım)

2016'da Kore dizisi izler miyim bilmiyorum ama izlemek istediğim bir dizi var. O da canım arkadaşım Damlamın ısrarla izle dediği Once Upon a Time dizisi. Şubat ayını atlattıktan sonra inşallah başlayacağım ona da. :) 

Bu yılki listelerimizin de sonuna geldik.
2016 hepimiz için harika bir yıl olur inşallah!
Bol filmli, bol kitaplı,bol huzurlu, bol başarılı ve bol paralı bir yıl olması dileğiyle! :))
İyi seneler! :)

2015'te Neler Okudum?

Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da okuduklarım ve izlediklerimle ilgili postlar yaptım. (İzlediklerim bir sonraki postta gelecek) 2014'dü 53 kitapla tamamlarken, bu yıl sadece 43 kitap okuyabilmişim. Sağlık olsun. Bu yıl puanlama sistemini sizin için 1 ile 5 arasında kırmızı kalpciklerle yaptım. En sevdiklerim 5 kalp alanlar tabi ki. :) 
Seneye daha çok ve daha güzel kitaplar okumak dileğiyle. :)


Melike İnci - O Anda 
Selim İleri - Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak 
Tezer Özlü - Kalanlar 
Barış Bıçakçı - Bizim Büyük Çaresizliğimiz 
Mustafa Kutlu - Mavi Kuş 
Didem Madak - Grapon Kağıtları 
Sezai Karakoç - Mona Rosa 
Nazan Bekiroğlu - Lâ: Sonsuzluk Hecesi 
Selim İleri - Her Gece Bodrum 
İlhami Algör - Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku 
Franz Kafka - Dönüşüm 
Necip Fazıl Kısakürek - Kafa Kağıdı 
William Shakespeare - Yanlışlıklar Komedyası 
Barış Bıçakçı - Aramızdaki En Kısa Mesafe 
İskender Pala - Bülbülün Kırk Şarkısı 
Mustafa Kutlu - Bu Böyledir 
Hande Altaylı - Delice 
Sibel Eraslan - Canfeda: Hz. Fatıma 
Selim İleri - Uzak, Hep Uzak 
Oruç Aruoba - Uzak 
Tuna Kiremitçi - Sonun Geldi Sevgilim 
Cahit Zarifoğlu - İşaret Çocukları 
Tezer Özlü - Çocukluğumun Soğuk Geceleri 
Buket Uzuner - UDKM Su 
Buket Uzuner - UDKM Toprak 
Kerstin Gier - Silber 1 
Hasan Ali Toptaş - Yalnızlıklar 
Haydar Ergülen - Keder Gibi Ödünç 
Franz Kafka - Babaya Mektup 
Becca Fitzpatrick - Sessizlik 
Nazan Bekiroğlu - Cam Irmağı Taş Gemi 
Gabriel Perez - Kayboluş
Necip Fazıl Kısakürek - Çile ♥ 
Cahit Zarifoğlu - Bir Değirmendir Bu Dünya 
Oruç Aruoba - Hani 
Selim İleri - Cumartesi Yalnızlığı 
Becca Fitzpatrick - Final 
Asude - Gül ve Avcı 

26 Aralık 2015 Cumartesi

Kış Okuma Şenliği 2015

Selam,
Ben var, harika bir kitap listesi hazırlamak. :))

Pinuccia'nın Kitapları blogunun sahibi Pınar, Kış Okuma Şenliğini başlattı. Ben pek tabi bir kez katılmayı denemiş, daha 5 kitap okuyamadan nakavt olmuştum bir zamanlar. Hal böyleyken benden bu şenliğe katılmam beklenemez elbette. Zira şubat sonunda önemli bir sınavım da varken, hiç ama hiç mümkün değil. Amma velakin, kitap listesi hazırlamayacağım diye bir kural da yok. Bakarsınız okurum, öyle değil mi? :)

İşte belki okursam diye hazırladığım liste:

1. Yabancı Yayınları'ndan çıkmış bir kitap. (10 puan)
Kızımın Katiline Mektuplar, Cath Staincliffe, Yabancı Yayınları, 312 sf. 

2. İsminde kış mevsimini çağrıştıran bir kelime geçen veya olayların kışın geçtiği bir kitap.
Kara Kış Beyaz Düş, Fatma Erdek, Ephesus Yayınları, 400 sf.

3. Liseye başladığınız yıl ödül almış bir kitap veya o yıl ödül almış bir yazardan bir kitap. (10 puan)
2003 Balkanika Ödülü, Bir Maniniz Yoksa Annemler Size Gelecek, Ayfer Tunç, Can Yayınları, 434 sf.

4. Kaç şenliktir listenize alıp alıp okuyamadığınız bir kitap. (10 puan)
Yeryüzüne Dayanabilmek İçin, Tezer Özlü, Yapı Kredi Yayınları, 168 sf.

5. Herhangi bir edebiyat ödülüne aday olmuş ama kazanamamış bir kitap. (10 puan)
İmkansızın Şarkısı, Haruki Murakami, Doğan Kitap, 352 sf.

6. Yasaklanmış bir kitap. (10 puan)
Alice'in Harikalar Diyarındaki Maceraları, Lewis Carroll, Norgunk Yayıncılık, 208 sf.

7. Kitap Ağacı kulüplerinden birinde okunan bir kitap. (10 puan)
İki Şehrin Hikayesi, Charles Dickens, Can Yayınları, 495 sf.

8. Başkasının sizin için seçtiği bir kitap. (10 puan)
Parfümün Dansı, Tom Robbins, Ayrıntı Yayınları, 432 sf.

9. 2015 yılında çıkmış bir kitap. (10 puan)
Bir Artı Bir, Jojo Moyes, Pegasus Yayınları, 464 sf.

10. Yazarından imzalı veya yazarından imzalı olmasını gönlünüzden geçirdiğiniz bir kitap. (10 puan)
Mücella, Nazan Bekiroğlu, Timaş Yayınları, 344 sf.

11. Bilim kurgu ya da fantastik kurgu türünde bir kitap. (10 puan)
Otostopçunun Galaksi Rehberi, Douglas Adams, Kabalcı Yayınevi, 246 sf.

12. Siz doğmadan en az 250 yıl önce yazılmış bir kitap. (10 puan)
Othello, William Shakespeare, İş Bankası Kültür Yayınları, 200 sf. 

13. Hem beyaz perdeye aktarılmış, hem de tiyatro veya müzikal adaptasyonu olan bir kitap. (10 puan)
Venedik Taciri, William Shakespeare, İş Bankası Kültür Yayınları, 184 sf.

14. Türk kadın bir yazardan bir öykü kitabı. (10 puan)
Parasız Yatılı, Füruzan, Yapı Kredi Yayınları, 176 sf.

15. Romantik türde bir kitap. (10 puan)
Gül ve Avcı, Asude, Ephesus Yayınları, 466 sf.

16. Karakterlerden birinin bulunduğu kitabın isminde geçtiği bir kitap. (10 puan)
Bayan Peregrine'in Tuhaf Çocukları, Ransom Riggs, İthaki Yayınları, 320 sf.

17. Size hediye gelen bir kitap. (10 puan)
Kim Güldüye Gittim Gelicem, Mine Sota, Erdem Yayınları, 160 sf.

18. 150 sayfadan kısa 4 kitap. (Her kitap 5 puan, hepsi okunursa ekstra 20 puan, toplamda 40 puan)
Nevrotik, Gürgen Öz, Yitik Ülke Yayınları, 132 sf.
Bilinmeyen Kadının Mektubu, Stefan Zweig, İş Bankası Kültür Yayınları, 68 sf.
Nisyan, Murat Gülsoy, Can Yayınları, 120 sf.
Aile Çay Bahçesi, Yekta Kopan, Can Yayınları, 144 sf.

19. İsminde aynı kelimenin geçtiği 3 kitap. (Her kitap 10 puan, hepsi okunursa ekstra 30 puan, toplamda 60 puan)
Henüz seçmedim.

20. Şimdiye kadar hiç kitabını okumadığınız dört yazardan birer kitap. Yazarların ikisi Türk, ikisi yabancı ve bir kadın, bir erkek olacak şekilde. (Her kitap 10 puan, hepsi okunursa ekstra 20 puan, toplamda 60 puan)
Türk Kadın: Rüya Yolcusu, Nazlı Eray, Everest Yayınları, 248 sf.
Yabancı Kadın: Cennetin Rengi, E.V. Mitchell, Arkadya Yayınları, 336 sf.
Türk Erkek: Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Ahmet Hamdi Tanpınar, Dergah Yayınları, 400 sf.
Yabancı Erkek: Dokuz Gün, Gilly Macmillan, Yabancı Yayınları, 496 sf.

21. Birinin isminin bir kelimeden, diğerinin iki, diğerinin üç, diğerinin dört, diğerinin 5 veya daha fazla kelimeden oluştuğu 5 kitap. (Her kitap 10 puan, ekstradan 40 puan, toplamda 90 puan)
Tutunamayanlar, Oğuz Atay, İletişim Yayıncılık, 724 sf. (Damla güldüğünü biliyorum :D)
Bu Ülke, Cemil Meriç, İletişim Yayıncılık, 339 sf.
Satranç Oynayan Derviş, A.Ali Ural, Şule Yayınları, 164 sf.
Yabancı Evin Tanıdık Odaları, Katrina Kittle, Nemesis Kitap, 392 sf.
Manzaradan Parçalar: Hayat, Sokaklar, Edebiyat, Orhan Pamuk, İletişim Yayınları, 563 sf.

22. Kendi temanı kendin yarat, dört kitap belirle. (Her kitap 10 puan, ekstradan 40 puan, toplamda 80 puan)
Gerilim/ Korku temalı 4 kitap;
Şeytan Disko, Yaprak Öz, Yitik Ülke Yayınları, 220 sf.
Berlinli Apartmanı, Yaprak Öz, Yitik Ülke Yayınları, 239 sf.
Kafes, Josh Malerman, İthaki Yayınları, 330 sf.
Uyuyana Kadar, J.S. Watson, Doğan Kitap, 376 sf.

Bunlar burada dursun, belki okurum, belki de faydalanan birileri olur.
Kim bilir? :)

25 Aralık 2015 Cuma

Kadın vs.

Bu memlekette kadın olmanın ne kadar zor olduğunu bilmeyen kalmamıştır herhalde. 

Kadın cinayetlerine her gün bir yenisi eklenirken, hala kadına değer verildiğini söyleyen ya da düşünen varsa, şöyle bir geri dursun arkadaşım!


Şimdi benim burada değineceğim mevzu, kadına bakış açısının nasıl da iğrenç olduğuna dair olacak. Ve bu yazı 3 yıl önce eşinden boşanmış biri olan ben tarafından, gerçek örnekleriyle okuyucuya sunulacak. O 3 yılda eşinden boşanmış, yani dul bir kadının başına neler gelebilir, okuyalım:

Öncelikle, boşanmanın bir kadın için ne kadar zor bir karar olduğunu bilmeniz gerekir. Çünkü toplum algısına göre bir kadın eşinden asla boşanamaz, boşanırsa o kadından ahlaksız her şeyi beklenir. Toplumun gözünde o kadın aklınıza gelebilecek her şeyi yapabilir. 

Mesela; siz sıradan bir arkadaşınızla (bu evlenmeden önce ve evliliğiniz sırasında görüştüğünüz okuldan, iş yerinden vs arkadaşınız olabilir), eski bir dostunuzla (bu bahsedilen arkadaş elbetteki erkek) görüşürseniz, hemen "ERKEKLERLE ORDA BURDA GÖRÜŞÜYOR!!" olur. Yaptığınız tek şey birer kahve içip dertleşmektir oysa ki. 

Mesela; eve geç gelirsiniz, ardından "KİM BİLİR NEREDEN GELİYOR!!" olur.

Elbette bunlar en basit ve toplumda en sık karşılaşılan örneklerden ikisidir. 

Şimdi sizin için, çok daha iğrenç kısmına getiriyorum konuyu: boşanmış bir kadının erkekler tarafından gördüğü muameleye.

Bir toplulukta (bu iş yeri olabilir, arkadaş ortamı olabilir, içinde bulunduğunuz herhangi bir topluluk işte.), dul olduğunuzu bilen bir erkek düşünün. Size şöyle bir cümle kuruyor:

"Nasıl olsa kız değilsin, yapsan kimse fark etmez." 

Oradaki "yapsan" sözcüğünün ne anlama geldiğini hepimiz anladık sanırım. Ardından gelecek olan teklifi de benim söylememe gerek yok. 

Dulsanız, iş yerinde patronunuz ya da iş arkadaşlarınız size özgürce sarkma hakkını kendilerinde bulurlar. Sözle rahatlıkla taciz edebilirler, hatta fırsatını bulduklarında bu elle tacize kadar varır. Ve siz şikayette bulunsanız, ilk söylenen şey "kadın kuyruk sallamazsa" olur.
Bu tarz olaylar da kolay kolay yakanızı bırakmaz. 

Bunlar sadece dulların başına gelen şeyler değildir elbette. Dışarı çıktığınız anda böyle tehlikelere açık durumdasınızdır. Ancak dediğim gibi, özellikle sizi tanıyan hayatınızda olan biteni bilen insanların arasında dulsanız durum diğer hemcinslerinize göre daha vahimdir. 

Yapabileceğiniz şeyler de bellidir; imkanınız varsa sizi tanımayan insanların olduğu bir yere gidersiniz ve kendinize sil baştan bir hayat kurarsınız ve geçmişinizi bir sır gibi saklı tutarsınız. Eğer böyle bir imkanınız yoksa da kaba tabirle "arkanızı kollarsınız". Kendinizi önce Allah'a sonra kendinize emanet edersiniz. Eğer güçlüyseniz üstesinden gelebilirsiniz. Ama zayıfsanız zamanla psikolojik etkileri olur. 

Psikolojide bu durumlarda seyir edilen hastalıkların başında; TSSB yani Travma Sonrası Stres Bozukluğu hastalığı gelir ve inanın bana bu hastalık sizi çileden çıkarabilir. Özellikle de öncesinde daha büyük travmalar geçirdiyseniz, üstüne de böyle olaylar yaşıyorsanız... Bunun dışında Panik Atak, Panik Bozukluk, Depresyon gibi hastalıklar gelir ki.. Allah kimseye böyle hastalıklar vermesin. 

Demem o ki; hayat gerçekten zor ama bir kadın için çok daha zor. 
Allah yardımcımız olsun. 

11 Aralık 2015 Cuma

Açık Öğretim vs.

Hazır yarın açık öğretim sınavları varken bir yazı yazayım dedim. 

Şimdilerde bu açık öğretim mevzusuna takmış durumdayım. Çevremde herkes açık öğretimli. Aslında bu kadar takılmazdım ama işte aöfden mezun olduktan sonra önemli mesleklerde çalışma hesabı yapanlar var. Mesela öğretmen olmayı planlayanlar var. İşte bu noktada işler akıl almaz bir hal alıyor. 

Açık ilköğretim, açık ortaöğretim, açık lise, açık öğretim fakültesi böyle gidiyor. Bunların hepsini yapabilenleri çok taktir ediyorum. Hem açık öğretim hem de örgün öğretimde okumuş biri olarak açık öğretimin hiç de düşünüldüğü kadar kolay olmadığını söyleyebilirim. O yüzden okul yüzü görmeden bütün eğitim hayatını açıktan bitirenlere sonsuz saygı duyuyorum. Ancak, (evet orda bir ama var) hakkını vermeden, sadece içi boş ezber yoluyla bu yoldan geçenler maval okumasın, çok rica edeceğim. 

Öğretmenlikten açtığım konuyu kendi mesleğime getireceğim, yani muhasebeciliğe. 

Muhasebe mesleğinin hafife alındığını düşünen bir ben miyim, bilemiyorum. Ama son zamanlarda bu düşünceyi acayip benimsemiş durumdayım. Düz lise okuyup, açık öğretimden işletme, iktisat, maliye gibi bölümlerde okumuş ya da dediğim gibi bütün öğrenim hayatını açık öğretimde yapmış, sonra gelmiş muhasebecilik yapmaya soyunmuş. Bu arkadaşlar muhasebeci olamaz demiyorum, yanlış anlaşılmasın. Sadece gerçek anlamda muhasebeci olabilmeleri için 40 fırın ekmek yemeleri gerekir diyorum. 

Muhasebe öyle bir meslek ki, tıpkı akademisyenler gibi, sürekli öğrenme, okuma araştırma takip etme gerektiriyor. Yani güncel olmak zorundasın, çünkü değişime açık bir meslek. Aynı zamanda da bir altyapı istiyor. Altyapın olmazsa, ne yaptığını bilmeden yorumlayamadan ezbere iş yaparsın. Ki muhasebecilik kesinlikle ezber işi değil. Açık öğretimden mezun olmuş arkadaşlar geliyor, muhasebe dersi gördüm diyor (evet, aöfnin derslerinde var) ancak daha faturanın, irsaliyenin, tahsilat ya da teydiye makbuzunun, senedin, çekin ne olduğundan bir haber. Bundan da geçtim, evrağı okumayı bilmiyor. Çok zor değil, okuma yazma bilen herkes evrağın üstündeki kocaman yazılmış FATURA ibaresini okuyabilir. Hiç muhasebe okumanıza gerek yok, alışverişlerde aldığınız fişlerin, kart çekimi sonunda verilen sliplerin ne olduğunu bilirsiniz. Sadece biraz dikkat etmeniz yeterlidir. 

Bu yazıyla açık öğretimlileri yermiyorum, sakın yanlış anlaşılmasın. Ben ticaret lisesi, muhasebe önlisans, açık öğretim iktisat lisans mezunuyum. Yani çok ahım şahım bir eğitim hayatım yok. (ahım şahım eğitim hayatım yok derken yanlış anlaşılmasın, lise ve önlisansı dereceyle bitirdim (burda yazar kendini övdü)) Ancak ben işimi seviyor ve önem veriyorum. Çaba harcıyorum ve hala öğrenme peşindeyim. Muhasebede hiçbir zaman "tamam ben oldum, artık bu işin ustasıyım" diyemezsiniz. Çünkü daha önce de dediğim gibi yeni bir şey çıkar ve en usta muhasebeci bile orda bir durur. 

Demem o ki; iyi güzel açık öğretim okuyorsunuz da, bir kaç soru ezberleyerek mezun olduğunuz o okullardan sonra yapacağınız işe dikkat edin. O okullarda bir şey öğrenilmiyor (kimse bunun aksine beni inandıramaz), sadece diploma sahibi oluyorsunuz. Fakültede kafa patlatmış insanlar var, eğitim hayatına gecesini gündüzünü katmış insanlar var. Açık öğretimin hakkını verebilmişseniz ne ala, ama sırf üniversite mezunu olmak için ezberle aldığınız o diplomalarla özen isteyen, bilgi isteyen mesleklere sulanmayın ne olur. İlle de yapacağım diyorsanız da, sıfırdan başlayıp iyi bir yere gelmek için uzun bir yol kat edeceğinizi bilerek yola koyulun. Çok uzun zamana ve çabaya ihtiyacınız olduğunun bilincinde olun. Kimsenin hakkını gasp etmeyin. 

Kalın sağlıcakla.

7 Aralık 2015 Pazartesi

Macbeth


"Ama tabiatına güvenim yok; fazla insan sütü emmişsin."



Shakespeare adını duyduğum anda yüreğim hop ediyor. O derece severim kendilerini. Macbeth'in filminin yapılacağını duyduğumda nasıl sevinmiştim. Maalesef tiyatrosunu izlemek bize nasip olmadı. Doğal olarak filmi çok sevindirici bir haberdi. Shakespeare'nin en iyi oyunlarından biridir Macbeth bana göre. 

Bilmeyenler için konusu: İskoçya Kralı Duncan'ın ordusunda general olan Macbeth, kazandığı savaş sonrası 3 cadı (ya da kahin) ile karşılaşır ve cadılar ona kral olacağı kehanetten bahseder. Bu kehaneti aklından çıkaramayan Macbeth, karısının da yardımıyla Kral Duncan'ı öldürüp, İskoçya kralı olur. Ama olay asıl bundan sonra kızışır. Çünkü Macbeth'in hırstan gözü döner ve artık en yakın dostlarına hatta karısına bile güvenmeyerek tamamen aklını yitirir. Ve daha fazla kan dökmeye başlar. 

Konusundan bahsederken spoiler verdiğimi düşünmeyin. Çünkü yukarıda anlattıklarım filmin özü değil. Filmin asıl mevzusu, iktidar hırsı ile dönen dolaplar, entrikalar, taht kavgaları. Yani demem o ki, aslında bir nevi politika içerikli bir film. 

Fragman:

https://youtu.be/QsKhOTd8kS0

Shakespeare'nin üstün zekası (o replikleri yazan adamı başka türlü ifade edemezdim) kendine hayran bıraktıracak cinsten.  Ama gelin görün ki, filmi izlediğim salon şaka gibiydi.. Shakespeare'nin sadece adını bilip, facebook twitter gibi sosyal ağlarda bir kaç sözünü okumuş, filmin de fragmanını izleyip "oaah oyuncular şahane, savaş filmi abi bu izlenir" diyip filme gelmiş ama umduğunu bulamamış insanlar ilk 15 dakika kendini belli etti zaten. Sıkılanlar, oflayıp puflayanlar, film başlayalı daha 15 dakika olmuşken salonu terkedenler.. Bu insanların filmden ne umduklarını çok merak ediyorum. Aksiyon filmi falan mı bekliyorlardı acaba? Orjinali zaten bir tiyatro oyunu olarak yazılmış. Heyecanlı, sürükleyici sahnelerinden çok replikleriyle ön plana çıkacak bir film olacağını az çok tahmin etmek mümkündü. 

Uzun lafın kısası, ben sevdim. Beklediğime de değdi açıkçası. 
Film Düğün Dernek 2'nin mağduru oldu gerçi. Sayılı bir kaç yerde vizyona girdi. Mesela ben filmi Marmara Forum'da izledim. 15 salon kapasitesi var sanırım Forum'un. İlk 5 salon sadece Düğün Dernek filmi için ayrılmıştı. Kalan salonlara da diğer filmleri dağıtmışlardı işte. Varın siz düşünün sinema salonlarının halini. 

Filmi izlemek isteyenler için ufak bir şey söyleyeyim: Sizin oralardaki sinemalarda yok, izleyemeyeceğim diye üzülmeyin. Dvdsinin çıkmasını bekleyin. Evde izlemek de keyif verecektir. ;) 

Ve açılışta yaptığım gibi kapanışı da Lady Macbeth'in repliğiyle yapayım:

"Kendini boşuna harcamış olur insan,
Dilediğine erer de sevinç duymazsa.
Yıktığın hayat kendininki olsun daha iyi,
Yıkmakla kazandığın şey kuşkulu bir mutluluksa."

Kalın sağlıcakla. :)