10 Mart 2016 Perşembe

Emine Şenlikoğlu - İdamlık Genç

"Namussuz kanunlar namusun değerini biçemezler. Onun için de, zâlim ülkelerde, namusa tecavüzün cezası devletin şerefine tecavüzden daha azdır." sf.76


Bu kitap Emine Şenlikoğlu'nun tavsiye üzerine okuduğum ilk kitabıydı. Kış Okuma Şenliği listemi hazırlarken, 19. kategori olan isminde aynı kelimenin geçtiği 3 kitabı bir türlü bulamayınca arkadaşımdan tavsiye almıştım. Bu vesile ile okumuş oldum. 
İnternetteki yorumlarda kitabın ilk yarısı çok gülüp, ikinci yarısında ise çok ağladık yorumları vardı. Benim okurken hissetiğime gelirsek. İlk yarı 'hadi gir artık mevzuya', ikinci yarı 'işte bu!' idi. Belirteyim, kitabın yazarından da anlaşılacağı üzere dini içerikli bir kitap. 

Mevzu hangi ülke olduğunu belirtilmese de bir Arap ülkesindeki bir hapishanede geçiyor. Ülkede 'aşırı dinciler' diye tabir ettikleri grup isyan çıkarıyor ve ülkedeki hapishanelerin hepsi doluyor. Öyle ki, ek koğuş olarak ardiye olarak kullandıkları odaları bile koğuş olarak kullanmaya başlıyorlar. İşte böyle küçük bir koğuşa kendine zorla piç dedirten serseri Vedat, zengin ve şişman olan anne kuzusu Muhlis, bir dilsiz, olanı biteni kaleminden dinlediğimiz Abdullah El Ragıp, sürekli uyuyan ama uyanınca ne yapacağı belli olmayan kadın satıcısı ve idamlık mahkum Hoca Ebazer sırasıyla geliyorlar. 3 kişilik ranzanın olduğu koğuşa 6 kişiyi tıkıyorlar. Piç Vedat bir sonraki gün özgürlüğüne kavuşacak, Hoca Ebazer ise onun çıktığı gün idam edilecek. Kitap da o bir gecede yaşananları daha doğrusu konuşulanları kapsıyor. Herkes neden içeride olduğunu falan anlatıyor. Sıra Ebazer'e gelince mevzu da benim istediğim yere geliyor: Mustafa Kutlu'nun Ya Tahammül Ya Sefer isimli kitabına da konu olan Dava'ya. 

Emine Şenlikoğlu, başlarda o gereksiz muhabbeti daha kısa tutup, dava kısmına daha çok yer verseydi, kitap beni daha çok tatmin edebilirdi. Ama eksik kaldı gibi. Yalnız bu kitabı sevmediğim anlamına gelmesin. Sevdim. Yazarın diğer kitaplarını da okumayı çok istiyorum. Dini içerikli kitapları sevenlere gönül rahatlığıyla önerebilirim. :)

Kitaptan bir kaç alıntı:

"Doğru ya, hiç düşünmemiştim. Arapların hepsi temiz soydan gelmemişti ki. Ebu Cehil soyu da Arap alemindeydi." sf.34

"İnsanın nefretleri de fikirleriyle bağlantılı." sf.55

"Her şey beyinde başlar, beyinde yok olur. Bozulan da, düzelen de beyinden geçer." sf.55

"İnsanlık alemi  bu. Herkesin baktığı pencere farklıdır. Adı üstünde yalan dünya. Herkesin yalanları da gerçekleri de ayrı pencereden baktırır." sf.56

"İnanmayan insanları üç sınıfa ayırabiliriz.
Biri, aklını Allah'a, dine vermek istemediği için inanmaz... Hayatını yaşayamayacağını sanır. Ayrıca, devamlı dinsizliğin iyi bir şey olduğu inandırılmıştır. 
İkinci sınıf, dinin özelliğini bilmediği için inanmaz, ona Müslümanların İslâm'ı götürmesi gerekir.
Üçüncü sınıf, sırf dünyalık zevkleri, dinde yasak olduğu için o dini yasaklardan ibaret görür ve sevmez. İnsanların suçunu İslâm'a mal eder.
Düşünen insanlar İslâm'dan kaçamazlar. Onlar çok iyi bilirler ki, Allah günün birinde onları öteki âlemine alacak.. Hiç kimse Allah'tan kaçamaz. Ama kimisi labirent içindeki fareye benzer.
İnanmak akıl ister. İnanmak fikir ister. İnanmak güzel bir kalp ve güçlü bir yürek ister. Bir özelliktir inançlı olmak. Dindar olmak." sf.129

"Ben Allah'tan kaçmak isteyenleri labirentin içine konan fareye benzetiyorum. Fare labirentin bölümlerini gezdikçe kendisini hiç kimsenin bulamayacağını zanneder. Bilmez ki, kendisini deney için oraya koyan adam onu izlemekte, bir elini labirentin çıkışına koymaktadır." sf.156

Bu arada; kitabın sonunda şöyle bir not var;

"Bu ölümüne fedakarlık, başka bir ülkede 1949 yılında yaşanmış hikaye, ancak bazı detaylar günümüzden uyarlanmıştır. Olayı cezaevindeyken tanıştığım Ebazer'in kızından dinledim. Beni çok etkiledi ve sizlere sundum. Eğer, Vedat, hayatının kitap olacağını bilseydi, eminim size selam söylerdi."

Yani buna göre kitap gerçek bir olaydan uyarlama. Kitabın sonunda olanları düşününce, insan ne diyeceğini bilemiyor gerçekten.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder