31 Ocak 2017 Salı

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (15.Gün)

15 yaşındaki birine vereceğin nasihat ne olurdu?


"Bu şeylerin hiç olmadığını söyleyen insanlar 17 yaşına geldiklerinde 16 yaşında olmanın ne demek olduğunu unutuyorlar. Bir gün bunların sadece hikaye olacağını ve fotoğraflarımızın sadece eski fotoğraflar olarak kalacağının farkındayım. Hepimiz bir gün birilerinin anne babası olacağız ama bunlar şu an hikaye değil gerçek oluyorlar. Buradayım ve ona bakıyorum. O kadar güzel ki. Görebiliyorum, çünkü bu artık yaşadığımın acıklı bir hikaye olmadığını anladığım o an. Ayağa kalkıyorsun ve binadaki ışıkları görüyorsun. Ve her şey içine hayranlıkla doluyor ve o yolda dünyadaki en çok sevdiğin insanlarla birlikte o şarkıyı dinliyorsun. İşte o anda yemin ederim ki; biz sonsuzuz." 

(Saksı Olmanın Faydaları)

Anın tadını çıkar!
 Acı çek, mutlu ol ve hisset!
Seni yarış atı yapmalarına izin verme!
Kalbinin sesini dinle!
Yüreğinin götürdüğü yere git!

30 Ocak 2017 Pazartesi

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (14.Gün)

Keşke arkadaşım olsa dediğin ünlü kim?


Kafka ile tanışmam, yaklaşık 7-8 yıl önce Milena'ya Mektuplar kitabı ile olmuştu. O kitabı okuduğum ruh halini düşününce zamanlama olarak da doğruydu sanırım. Kafka ile hemen hemen aynı ruh halinde oluşumuz kitaptan ve daha da önemlisi Kafka'dan fazlasıyla etkilenmeme neden olmuştu. Sonrasında uzun süre Kafka okumadım. Ara ara Milena'ya Mektuplar kitabını açıp alelade bir sayfayı açıp okumuşluğum vardır. O ilk kitaptan 3-4 yıl kadar sonra Babaya Mektup kitabını okuduğumda Kafka bende yine aynı derin etkiyi bırakmıştı. Onun yıkımları, derin özlem ve sevgileri, hayalkırıklıkları.. Kısacası hissettiği bütün duyguları öyle içselleştirip kendimden bir parça olarak kabullendim ki, Kafka benden biri olup çıkmıştı. (Ya da ben ondan biri oldum, bilemiyorum.) Hayatını araştırdım. Nette hakkında yazılmış yazıları vs okudum. Ardından şu çok popüler olan Dönüşüm kitabını okudum. Ve dedim ki; keşke kimse Kafka'yı tanımasaydı, sadece ben tanısaydım. (Bu cümleyi bir kaç yazar için daha kurmuşluğum vardır: Selim İleri ve Nazan Bekiroğlu gibi.) 
Yakın zamanda Amerika kitabını okudum. Hala okumadığım kitapları var. 
Kafka'yı uzun aralarla okuyor oluşumun tek sebebi bitmesini istemememden kaynaklı. 

Selim İleri ve Nazan Bekiroğlu'nu çok seviyor olmama rağmen onlarla arkadaş olmak gibi bir arzum hiç olmadı. Ama söz konusu Kafka olduğunda, onunla gerçekten arkadaş olabilmeyi yürekten isterdim. Eğer hala yaşıyor olsaydı, (cevap alamayacak olsam bile) muhtelemen mektuplarımla onu tacız edebilirdim. :) 

2017 yılı için yıllık iznimde arkadaşımla Prag'a gitme planım vardı (tuhaf bir şekilde bu seyahat konusunda ailemi de ikna edebilmiştim) ama iş değişikliği sebebiyle yıllık iznim olmayacak. Bu yıl bunu gerçekleştiremeyeceğim ancak 2018 yılında olacak inşallah. Oraya gidip, Kafka'ya dair her yeri ve her şeyi görebilmeyi çok istiyorum. 

29 Ocak 2017 Pazar

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (13.Gün)

10 yıl sonra nerede, nasıl yaşamak istiyorsun?


Up filmindeki Ellie ve Carl gibi mutluluğun resmini çizebilmiş olmayı diliyorum.


28 Ocak 2017 Cumartesi

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (12.Gün)

Son 10 yılda hayatında ne değişti?


"Bağırdım sessizleştim.
Kalabalıktım tenhalaştım.
Asiydim biraz uzlaştım."

27 Ocak 2017 Cuma

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (11.Gün)

"Neden her duygu geçer hasret kalır?" 
(Can Gürses / En Güzel Günlerini Demek Bensiz Yaşadın)
~

Dolabındaki en eski kıyafet:


Bu kırmızı çoraplarım. Yaklaşık 15 yıl önce babaannemin bana verdiği çoraplar. 
Bu çorapları babaannemin ayağında görmüş, çok sevmiştim. O da çıkarıp bana vermişti.
 Babaannemden bana kalan 2 eşyadan biri bu çoraplar.. 
(Diğeri de ölmeden önce bana verdiği alyansı.)
Çorapların o zamandan bu zamana hala sapasağlam olması da benim çoğu zaman eskimesin diye giymeye kıyamamış olmamdan kaynaklanıyor. 


26 Ocak 2017 Perşembe

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (10.Gün)

Asla unutmak istemediğin anın:

5 Aralık 2012


Unutmak istemediğim harika anılarım var. En güzelleri yağmurlu günlere ait. 
Ancak ben mutluluktan değil acıdan beslenen tiplerdenim.
Ne kadar acı çekersem o kadar güçleniyorum.
Ne kadar dibe batarsam, o kadar ayağa kalkıyorum.

Bu nedenle yukarıda yazdığım tarihi hayatım boyunca unutmak istemiyorum.
Çünkü o tarih en dipte olduğum gün.
Tamamlanamayan intihar girişimim.
Bunu ajitasyon olsun diye anlatmıyorum, havalı da bulmuyorum.

O günü unutmak istemiyorum çünkü; 
o günü unutmazsam, dibe yaklaştığımı hissettiğim anlarda o günü hatırlarsam, bir daha hiç kimsenin ve hiçbir şeyin beni o kadar dibe batırmasına izin vermeyeceğimi biliyorum.

https://youtu.be/t4-6IpCbTjk

Ve biliyorum; eğer bir sonraki olursa, bu kez telefonum çalmayacak.

25 Ocak 2017 Çarşamba

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (9.Gün)

Göç etmek zorunda kalsan yaşamak için seçeceğin ülke?


P.s. I Love You filmini izlediyip de İrlanda hayali kurmayan var mıdır? 
Yaşamak için olmasa bile gidip görmek istemişsinizdir mutlaka. 
İnsana sanki "Burası çok huzurlu, gelsene!" diyor gibi. 

P.s. I Love You demişken, en sevdiğim bölümden bir gif de ondan paylaşmazsam olmaz. :)



24 Ocak 2017 Salı

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (8.Gün)

Bir dahaki hayatında kim olmak isterdin?

Hayatını okurken etkilendiğim çok önemli isimler var. Ama beni en çok etkileyenler Peygamber Efendimizin yanında yer alanlar. Beni derinden etkileyen bu kişilerin en başında Hz Ali geliyor. Sonrasında Peygamber Efendimizin kızı Fatma, ilk eşi Hatice.. Sonrasında Musab bin Umeyr, Bilali Habeşi... Bu liste böyle uzar gider. İşte ben de bu isimler gibi Peygamber Efendimizin çağrısına kulak veren ilk isimlerden biri olmak isterdim. Onun yanında yer alan biri. Hiç kimse olamasam, Peygamber Efendimizin hırkası, o olamasam devesi Kasva, o da olmazsam Hz Ali'nin kılıcı Zülfikâr olsam razıyım. 


Bir de Malcolm X var. Tüm o saydıklarımdan biri olamayacaksam, Malcolm X olayım. 
Okuduğum en müthiş, en mücadeleci, en güçlü adamdı.

23 Ocak 2017 Pazartesi

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (7.Gün)

Eğer bir hayvan olsaydın hangisi olurdun?

Karga.


"Sevgili Dost,
Bu sabah kuş sesleriyle uyandım. Ne güzel değil mi? Hayır, güzel değil! Açık penceremden ok gibi dalıp yastığıma saplanan karga sesleriydi. Kuş sesleri dediğimde aklına asla karganın gelmediğini biliyorum. Bu karganın da bir kuş türü olduğunu bilmeyişinden değil, karganın türünün en önemli özelliği olan güzel bir ötüşten mahrum oluşu elbette. Yüzümü yıkarken acaba diyorum; acaba türümüzün en önemli özelliklerini taşıyor muyuz? Hareketlerimiz ve sözlerimi nerelere saplanıyor. Acaba 'insan' denince hatırlanıyor muyuz?"

Yıllar önce Ali Ural'ın Posta Kutusundaki Mızıka kitabındaki bu sözleri okuduğumda tuhaf bir merakla kargalar hakkında yazılar okumuştum. Kargaların bilinenin aksine zeki (hemen hemen bir insan zekasına sahipler) ve aynı zamanda duygusal hayvanlar olduğunu öğrendiğimde ise çok şaşırmıştım. Yakın zamanda da şöyle bir yazı okudum. Ve kargaların yas tuttuğunu öğrendim. Bunun gibi bir kaç yazı daha vardı okuduğum. Kargalara yapılan deneyler ve alınan sonuçlarla ilgili. Çok ilginç ve şaşırtıcı gelmişti.

Bir de ben bu kargaları renginden midir bilmiyorum, nasıl desem.. Acayip cool ve asil buluyorum. :)

22 Ocak 2017 Pazar

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (6.Gün)

Hatırladığın en eski anını anlatır mısın?


Hangisini anlatsam bilemedim. 
Sokakta horoz tarafından saldırıya uğramamı mı? 
Yoksa köyde köpek  ve kaz tarafından kovalanmalarımı mı? :D

Hangisinin daha eski olduğunu anımsayamadım. Köpek diğerlerinden daha sonra olmuştu ama horoz ve kaz arasında kaldım. Neyse, horozu anlatayım ben. Çok uzun değil zaten. :)
Bizim buralar eskiden hep tarlayken.. :P Tarla değil ama evlerimizin yanları henüz dolmamıştı. Bahçelerimiz vardı. Binalar bu kadar yüksek değildi. Hatta tek katlı iki katlı müstakil evler falan vardı. Bahçede sebze meyve yetiştiriliyordu. Tavuk besleniyordu falan. 
(Evet, bunlar gerçekten vardı. 90'ların başından bahsediyorum. 5 yaşında falanım. *-)) 
Bir yaz sabahı sokakta oyun oynarken, komşunun horozu tüylerini kabartarak koşmaya başladı. Önce komşunun beyaz arabasının (arabanın modeli değil ama rengi aklımda) zıpladı ondan sonra da tuhaf sesler çıkartarak üzerime... (Horozların uçamadığını kim söylemişti?) O horozdan nasıl kurtulduğumu hatırlamıyorum. Ama benzeri bir hadise bir kez de köyde başıma gelmişti. :D 

O gün bugündür horozlardan acayip korkarım. :D

21 Ocak 2017 Cumartesi

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (5.Gün)

5.Gün: Bazen ve her zaman özlediğin iki şey?

Her zaman özlediğim şey: Babaannem.

16 Ağustos 2013'te babaannemi yitirdiğimden beri, onu özlemediğim anmadığım bir günüm bile olmadı. Bazı geceler ve onu gördüğüm rüyalardan uyandığım bazı sabahlarda ağladığım oluyor.


Bazen özlediğim şey ise tek bir şey değil. Geçmiş. Daha doğrusu çocukluğum. Çünkü hayatım boyunca gerçekten güzel olduğuna inandığım tek geçmiş bu. 
Her zaman söylerim; her şey milenyuma kadar güzeldi. 
2000'li yıllar bize yaramadı.
~~
Gitmeden bu aralar takıldığım iki türküden birini buraya bırakayım.

Bu türküyü en çok Fahriye Evcen'den dinlemeyi sevdim.
Veda dizisinin bu sahnesi de nasıl hüzünlüydü.. :(

https://youtu.be/LGYLVR8YbOY

20 Ocak 2017 Cuma

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (4.Gün)

4. Gün: Etrafındakiler hangi sorunun çözümü için sana gelirler?


Çevremdeki insanlar sorun çözmek için direk gelmezler. Genelde onlar sadece anlatır ve ben tavsiyede bulunurum. Ve çoğu zaman bu elle tutulur bir şey olmaz, kişisel ve psikolojik sorunlardır. Bir nevi dert ortaklığı diyebiliriz. Dinlerim. (En iyi yaptığım şeylerden biridir.) Ve sonu hep bir dua ile biter. "Bana dua et." diye gelen çok olur mesela. Ve bunu lafta bırakmam, gerçekten yürekten dua ederim. Seve seve yaparım.

Bir de hediye seçiminde zorlandıklarında bana gelen arkadaşlarım oluyor. 

Bunların dışında evdekiler teknik problemler için yardım ister. Mesela cep telefonunda ya da bilgisayarda anlamadıkları bir durum olduğunda ya da evde bir alet bozulduğunda falan. 

Çoğunlukla çalışma arkadaşlarımın iş konusunda başvurdukları kişi olabiliyorum. Harici olarak hukuk konusuna merakım olduğu için (iş alanıma da giriyor) bu konuda ara ara destek verdiğim arkadaşlar oluyor. Özellikle iş hukuku ile ilgili. *-) 

Son olarak; ikili ilişkiler konusunda danışılan kişi olabiliyorum. Her ne kadar terzi kendi söküğünü dikemese de.. 

Öyle işte.  

19 Ocak 2017 Perşembe

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (3.Gün)


3. Gün: Hayatın bir kitap/film olsa türü ve adı ne olurdu?

Ben bugünün sorusuna cevabı çok daha önce (aylar aylar önce) bir şarkı sözünde bulmuştum. 

Birini daha önce şu yazımın başlığında kullanmıştım. Bugünün sorusunun yanıtı olarak da şunu kullanacağım: "Yorgun Atların Düşlediği Kent"


Türü ise melodram olurdu. 

18 Ocak 2017 Çarşamba

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (2.Gün)

Dünkü soru ile ilgili bu sabah whatsapptan bir mesaj aldım. Dün ve bugünküyle birlikte buna cevap veren arkadaşlarım yaklaşık 8 yıllık arkadaşlarım ve benim hakkımda böylesi nokta atışı yapmaları beni mutlu ediyor. Beni tanıdıklarını anladıklarını bilmek gerçekten çok güzel. :)



Bugünün sorusu- Kalbini kazanmanın 5 yolu:

1- Küçük sürprizler: Sevdiğim bir çikolata, şekerlemeler, sürpriz yumurtadan çıkan oyuncalar, ansızın gelen güzel mesajlar, ufak notlar, kar küresi, eldiven ve çoraplar (çünkü ellerim ve ayaklarım asla ısınmaz ve ben bu hediyeleri çok severim), postadan gelen kitaplar, MEKTUPLAR, mailler, çizim yeteneği olmasa da gülümseten el emeği karikatürler vs vs.

2- Hatırlanmak: Benim için özel günler önemlidir.  Tanıdığım sevdiğim insanların doğum gününü, yeni iş gününü, hatta sevdiklerimin evlilik yıl dönümlerini falan kolay kolay unutmam ve kutlarım. Ancak ne hikmetse benim doğum günümü hatırlayanlar bile bir elimin parmaklarını geçmez.

3- Anlayış: Bu anlayışın içinde aslında duyarlı olmak da var. Bunu detaylı açıklayamayacağım ve bence siz ne demek istediğimi anladınız. 

4- Sabır: Ben çok sabırlı biri değilimdir ancak etrafımdaki insanların hemen hemen hepsi sabırlı insanlardır. Çünkü bazen cidden çekilmez biri oluyorum ve karşımdaki kişi de benim gibi sabırsızca işler içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Hayatımda sabırlı insanların olmasını seviyorum. 

5- Samimiyet: Çıkarcı, kötü niyetli ve kafasının içinde binbir tilki dolanan tipler benden uzak Allah'a yakın olsun. Samimi olsun, canımı alsın. Ama çok da vıcık vıcık olmasın. 

17 Ocak 2017 Salı

#SonikHanım'lı Meydan Okuma (1.Gün)

2017 yılının ilk günlerinde yeğenim Kerim Efe'nin kalp hastası olduğunu öğrendik. Bundan mütevellit yılın ilk haftası Efe'nin gribinin geçmesini beklerken gizli saklı üzülüp ağlayarak geçti. O arada haberi alan annem de apar topar Samsun'dan geldi tabi. 5 aylık yalnızlığa 2 haftalık ara vermiş oldum. Yılın ikinci haftası ise Efe'nin gribinin geçmesiyle birlikte doktor doktor gezerek geçti. (Ben çalıştığım için yanlarında olamadım gerçi, sadece gelişmeleri takip edebildim.) Çok şükür bu hafta, doktorların vardığı ortak sonuç: şimdilik ameliyata gerek yok, düzenli olarak kontrollerinin yapılıp takip edilmesi yeterli. Bu sonuç içimizi bir nebze olsun rahatlattı tabi. 

İşte bu haberin mutluluğuyla şöyle bir bloga bakayım dedim, bir de ne göreyim bir çelınçtır almış başını gitmiş. 17 günlük çelınçın sahibi sevgili #SonikHanım :) 17 adet soru da şöyle: 



Bugünün sorusu: 5 sözcükle kendini anlat. 

Şimdi önce arkadaşlarıma sordum, tabi bir kısmından yanıt alamadım. Bana cevap veren tek kişi elbette ki Afazimdi. ♥ Üzerine yorum yapamam.. 


Arkadaşlarımdan yanıt beklerken, hemen karşı koltukta oturmuş bana bakan anneme sordum. Anlamam ben o işlerden deyip kaçamak bir cevap verdi. Biraz zorlayınca bakın sonuç nasıl oldu:

1- Huysuz
2- Deli
3- Geçimsiz
4- Kendi halinde (Hayatında kimseyi istemeyen, yalnız takılmayı sevenmiş. Açıklamasını kendi yaptı.)
5- Babaannesini çok seven. (Devamında gelen cümle şöyle; sanki hayatında ondan başka kimse olmamış, ondan başkasını sevmemişsin gibi.) 

Annem resmen beni özetledi. 

Şimdi bu yazıyı yazarken Ankara'dan Yasmin ablam da cevap verdi.

1- Kitap
2- Umut
3- Sevgi
4- Azim
5- Güçlü

Buna da yorum yapamayacağım. 

Ama ben kendimi 5 sözcükle tanımlayacak olsam, şöyle olurdu:

1- Korkak 
2- Güvenilmez (Verdiğim sözleri tutamadığım için.)
3- Kararsız
4- Karamsar
5- Şüpheci

İnsanın kendini 5 kelimeye sığdırması aslında ne kadar da kolaymış. :)